EĞİTİM-SEN CİNAYETE TEPKİ GÖSTERDİ

KESK'e bağlı Eğitim-Sen Yalova Şubesi Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğü önende basın açıklaması yaparak, İstanbul Çekmeköy’de meslek lisesi öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybeden Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik için iş bırakma eylemi yaparak, okullardaki şiddetin son bulmasını talep etti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik tepkilerin de dile getirildiği basın açıklamasına CHP Yalova merkez ilçe başkanı Kemal sürel'de katılarak destek verdi.  Yalova Emek ve Demokrasi Güçleri platformunun yanı sıra CHP Yalova İl Başkanlığı ve Merkez İlçe Başkanlığı da destek verdi.

KESK'e bağlı Eğitim-Sen Yalova Şubesi eski başkanlarından  Özgür Girişen'in okuduğu basın açıklamasında, Eğitim yuvalarında şiddetin can alması asla kabul edilemez. Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin güvenliği, her türlü idari ve siyasi tartışmanın üzerindedir." denildi.

Okunan basın açıklamasında " Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir” diyerek şöyle devam etti.

"Şiddetin zemininin sadece bireysel bir öfke olarak nitelendirilemeyeceğine dikkat çeken Girişen, “Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir” 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!